Reklamsız Sözcü

BEŞİKTAŞ bu sezon derbilere nasıl olsa kaybederiz havasında çıkmıyor. Şenol Güneş'in takıma yüklediği özgüven sayesinde sadece kazanmayı hedefleyen bir takım görebiliyoruz sahada. Skor önemli değil. Örneğin Fenerbahçe maçı belki berabere de bitebilirdi. Ya da dün yenilen goldeki şanssızlık devam etse bu kadar üstün bir performanstan istenilen bir sonuç çıkmayabilirdi. Beşiktaş kazanacak oyunu ortaya koydu, istedi, haketti ve kazandı.

3. dakikadan itibaren Beşiktaş'ın oyunun hakimi olacağı belli olmuştu. Tek bir eksik vardı. İlk yarıda 13 şut çektiler rakip kaleye. Bunların 8'i ceza sahasından, 6'sı 30 metre mesafeden. Haliyle hiçbir etki yaratmadı. Quaresma, Sosa ve Olcay içeri kat edebilecek yetenekte oyuncular olmasına karşın tercih hataları yapınca baskılı oyunun karşılığı olan gol gelmedi. Belli ki Güneş, devre arasında bu problemi görmüş. Olcay ve Quaresma'yı oyundan aldıktan sonra siyah beyazlı ekip şut tercihlerini daha kaleye yakın bölgelerden kullandı ve neticede 2 gol geldi.

Galatasaray için fazla söze gerek yok. Hamza Hamzaoğlu'nun gidip Mustafa Denizli'nin gelmesiyle dikkat çekici tek değişiklik Chedjou'nun ön libero pozisyonunda oynamaya başlaması oldu. Bunun dışında sahadaki herkesin yeri aynı. Hoca değişikliğinin ekstra bir motivasyon yaratmadığı da ortada. Klişedir, futbolcuların derbiler için özel hazırlanmasına gerek olmadığı, zaten kendi kendilerini motive ettikleri söylenir. Dün sarı kırmızılı ekipte derbi etkisini de görmek mümkün olmadı.

Son söz Beşiktaşlı taraftarlara. Kaleci transferi yapılmaması konusunda yönetimin ve teknik kadronun hatalı olduğu ortada. Fakat kalede Tolga veya Günay kim olursa olsun eleştirileri linç kampanyasına dönüştürmek sadece takıma zarar veriyor. Devre arasını bekleyip yönetimini yapacağı hamleyi görmekte yarar var.