Reklamsız Sözcü

Sosa yok. Gökhan Töre de. Bir de hakem İlker Meral var üstüne. Buna rağmen kurulu saat gibi çalışıyor Beşiktaş; tik tak, tik tak! Ne yokluklar değiştiriyor görüntüyü, ne de hakemin enteresan kararları ve kartları. Şenol Güneş kurmuş sistemini, işliyor saat gibi.

Aslında Antalyaspor da kötü başlamamıştı maça. Beşiktaş'ın rakibi bıktırıcı paslarına ve ataklarına karşılık vermeye çalıştılar Eto'o'nun komutanlığında. Verdiler de. İlk golü yemelerine rağmen büyük usta Eto'o ile beraberliği sağladılar. ancak daha fazla direnmeyi başaramadılar. Çünkü Quaresma, Olcay, Oğuzhan ve Gomez'den kurulu hücum hattı, hemen arkalarındaki Atiba'nın kırkayak gibi her yana uzanması, Necip'in de iyi oynaması skorun değişmesine yetti.

Beşiktaş'ta bu sezon göze çarpan en büyük fark şu: Artık birbirlerine kenetlenen futbolculardan kurulu bir takım Beşiktaş. Herkes herkesin yardımına koşuyor. Takımdaşlık var; hata yapana kızmak yerine hatasını telafi etmeye çalışıyorlar.Örneğin İsmail adamını mı kaçırdı, Olcay canını dişine takmış koşuyor, İsmail'in açığını kapatmak istiyor. Diğerleri de öyle; hepsi birbirini tamamlıyor. Ve hepsinden önemlisi Beşiktaş için tekmeye kafa koyuyor futbolcular. Yerli, yabancı, ünlü, ünsüz fark etmiyor. Bakın Gomez'e. Adam dünyanın en ünlü futbolcularından biri. Ama gol atayım diye kafasını tekmeye uzatıyor. Yeter ki kazansın takımı, o anda başka bir şey düşünmüyor.

Beşiktaş gidiyor. Beşiktaş kaçıyor. Beşiktaş hedefine doğru koşar adım ilerliyor. Tekmeye kafa koyanların farkı bu, daha ligin başındayız ama farkı fark ediliyor.

Antalyaspor'un yeni stadını kim yaptıysa bravo diyecektik ki… Ya zemine ne demeli. arkadan bakınca 18'lik, önden bakınca müzelik! Ya bir yanlışlık yaptılar yapanlar bu işte, ya da zamanından önce açtılar stadı. Ne de olsa seçim var ya, açanlar oy hesabı yaptı herhalde. Bu nedir? Kimse sakatlanmadıysa eğer o zeminde, büyük şans diye buna denir.