Reklamsız Sözcü

Maç öncesinde Gökhan Töre ve Sosa'nın kadroda olmadığı açıklanınca Beşiktaş'ta 11'in nasıl olacağı konusunda kimsenin şüphesi yoktu. Biraz olsun takımı takip edenler sahaya çıkacak kadroyu kolaylıkla sayabilir. İşte bu büyük avantaj. Bazıları yeni isimler olsa bile saha içinde uyum büyük oranda sağlanmış. Herkes nereye pas atacağını, kimin hangi topa hareketleneceğini biliyor.

Aslında Fenerbahçe'nin de Galatasaray'ın da saha içi dizilişleri aynı. Beşiktaş hücumda ezeli rakiplerine kıyasla öne çıkmasının sebebi öndeki oyuncuların birbirlerini iyi tamamlıyor olmaları. Şenol Güneş en baştan belirlediği oyun planında ısrar edince siyah beyazlılar hem göze hoş gelen, hem de sonuca ulaşabilen futbol oynamayı beceriyor.

Açıkçası dün Antalyaspor'un biraz zayıf kalan takım savunması da Beşiktaş'a yardım etti. İkili mücadeleye girmeyip blok halinde beklemeleri iyi pas yapan bir takıma yapılacak en kötü defanstır. Bu kadar rahat bir ortamı bulan Şenol Güneş'in öğrencileri rahat top çevirip çok sayıda gol pozisyonu yakaladılar.

Bir paragraf Mario Gomez'e açmak istiyorum. Kalitesi zaten tartışılmaz. Fakat Bayern Münih'teki son sezonu ve Fiorentina'da geçirdiği 2 yılda kendi standartları  açısından düşüşe girmişti. Belli ki Beşiktaş'ta takıma ısınmış. İstekli, gayretli, tekmeye bile kafa uzatmaktan çekinmiyor. Gerçekten büyük yetenek. onun sahada olması fark yaratıyor.

Fenerbahçe ve Galatasaray'ın 1'er puan kaybettiği haftada Beşiktaş'ın kazanması önemliydi. Ayrıca düşünün ki bu takım 4 gün önce Moskova'da maç yaptı. aradaki sıcaklık farkı bile futbolcuların bünyelerini etkileyebilirdi. Bunu da hiç zorlanmadan başardılar. “Güneş”li günler yakın. Bazıları yeni isimler olsa bile saha içinde uyum büyük oranda sağlanmış.