Reklamsız Sözcü

Beşiktaş kazandı ve liderliğini sürdürdü. ancak dünkü maç için sorulması gereken çok önemli sorular var. Bu karşılaşma nasıl bu noktaya geldi? Siyah-beyazlı taraftarlar neden 90+4'te nefeslerini tutup, gözlerini kapadılar? Oysa ki, 90 dakika boyunca üstün oynayan rakibine gol pozisyonu vermeyen, sayısız fırsatı cömertçe harcayan taraf Kara Kartal'dı. Öyle şanslar yakaladılar ki, al gülüm ver gülüm yapmaktan kaleyi göremediler. Özellikle hücum oyuncuları büyük bir vurdum duymazlık içinde rastgele savurdular topu. Ama futbol bu. Hata affetmez. Hiçbir şey oynamıyormuş gibi gözüken bir takım bile bir anlık gafletten dolayı maça ortak olabilir. İşte dün akşam Eskişehir Atatürk Stadı'nda bunlar oldu.

Derbide gazı alan Alman Panzeri Gomez dün de seriyi sürdürdü. Attığı ilk golde pozisyon bilgisi, ikincisinde ise kaleci Boffin katkısı ile vuruş ustalığı vardı. İyi başlayanve bu sezonki ilk asistini yapan Quaresma'nın sakatlanması talihsizlikti.

Şenol Güneş neden Portekizli'yi bir kanat oyuncusuyla değiştirmedi de, Necip'i oyuna alarak Sosa'yı kenara kaydırdı, anlamak kolay değildi. Rhodolfo akıl almaz hatalar yapıyor. Yenilen golde büyük sorumluluğu vardı. Brezilyalı'yı seyrettikçe “Pedro Franco'nun günahı neydi?” diye soramadan duramıyor insan. Rhodolfo bir stopere göre çok yumuşak. Oğuzhan sahanın iyilerindendi ve Sosa kenara kayıp çıktıktan sonra devraldığı organizatör görevini başarıyla yerine getirdi. Alınan 3 puanla milli araya lider girmek Beşiktaş'ı psikolojik açıdan rahatlattı. Ama Bilic döneminden bu yana Beşiktaş'ta sıklıkla görülen maçı kopartamama ve elindekini rakibe ikram etme sendromu devam ediyor. Son sözdee Eskişehir'e… Bu kafayla giderlerse kırmızı-siyahlı camiayı saha sonuçları açısından ligde çok zor günler bekliyor