Reklamsız Sözcü

Kazakistan topraklarında oynanan ilk Şampiyonlar Ligi maçıydı. Galatasaray ise tam 14. kez bu dev organizasyonda boy gösteriyordu. Bilmeyen birine sorsanız hangi takım daha tecrübeli gözüküyor diye eminim net bir cevap veremezdi.

Galatasaray kazanmış olsa bile farklı bir şey yazmayacaktım.Oynanan kötü futbolun rakibi ciddiye almamakla açıklanabileceğini zannetmiyorum. Tam tersine temsilcimiz için son derece önemli bir mücadeleydi. Astana deplasmanının 2. haftaya denk gelmesi fikstür şansı. Sarı kırmızılılar dün 16-17 derece civarındaki bir sıcaklıkta top oynadı. Gruptaki diğer takımlar kasım ayı içinde Kazakistan'a gidiyor. Zorlu kış koşullarında yaşayabilecekleri puan kayıpları Galatasaray'ın 2.lik için umudunu devam ettirmesini sağlayacaktı. Üstelik Atletico Madrid ve Benfica'nın çok daha uzun bir yolculuktan sonra gideceğini de unutmayalım.

Sneijder'in kendi başına yarattığı pozisyonlar dışında temsilcimizde hücumda üretkenlik göremedik.Hal böyle olunca Umut da maçın çoğunda yine yalnızları oynadı. Galatasaray'da orta sahanın oyuna katkısı ise her hafta azalıyor. Melo'dan sonra ikili mücadele kazanma sayıları ciddi şekilde düştü. Kazak ekibi bu bölgeyi rahat geçince özellikle 2. yarıda net pozisyonlar yakaladı. Sırp kaleci Eric'in hediye ettiği gol bile galibiyet için yeterli olmadı.

Bu oyun Galatasaray'a ne Türkiye'de ne Şampiyonlar Ligi'nde yeter. Bireysel futbolcu performansları ve yönetimin transferdeki yanlışlarının büyük payı var ama görünen o ki Hamza Hamzaoğlu için kaçınılmaz son yaklaşıyor. Tecrübelerimiz gösteriyor ki fatura ona kesilecek.

Etiketler
Astana galatasaray