Reklamsız Sözcü

Rıza Çalımbay kaybetmeyi hiç sevmez, kabullenemez. Futbol oynadığı yıllarda antrenmanlardaki çift kalede bile içinde bulunduğu takım yenildiğinde kahrolurdu. Yaşadığı hayat şartları genç yaşta olgunlaştırdı onu. Çabuk adamoldu. Efsane başkan Süleyman Seba Beşiktaş'ın kaptanlığını verdiğinde ona takımdakilerin çoğu ondan yaşça çok büyüktü. Beşiktaş'ın en parlak dönemlerinde “Atomkarınca” olarak kaptanlığını yaptı, zaten başka takımda da oynamadı.

O kadar aşıktı ki işine… Evini bile hep ikinci planda bıraktı. Antrenmandan bir top kaybolsa o zamanlar, “Rıza eve götürmüş!” diye espri yapılırdı. Futboldan sonra teknik direktör oldu. Çalıştığı takımlara kişilik verdi, ruh verdi. Takım yaptı çoğunu, her iyi insan gibi kazık da yedi bol bol; dost bildiklerinden. Bir gün “Arkandayız” diyen kulüp başkanının 2 gün sonra kendisini gönderdiğini medyadan öğrendiği de oldu. Ama ne kimseye kırıcı bir laf etti, ne de sağa sola salladı!

Son olarak gördünüz işte; başında olduğu Kasımpaşa'nın Çaykur Rize'ye nasıl puan kaptırdığını. Ofsayttan bir pozisyon, santrası bile yapılmayan olmayan penaltı. Başkası olsa fırtınalar estirir, ateş püskürürdü. O gitti hakem Deniz Çoban'ın elini sıktı, Lig Tv'den Alper Yemeneciler'in sorularını yanıtlarken de yanlış karar nedeniyle puan kaybettiklerini söyledi. Kelimeler düğümlense de boğazında kalp kırmamaya çalıştı. O sırada yanına gelen ve özür dileyen Deniz Çoban'ı teselli etti bir de. Ama maalesef Rıza bir tane. Görüyorsunuz işte her maçtan sonra neler olduğunu. Kaybeden tarafların çoğu kez hakemleri yaylım ateşe tuttuğunu… Hakaretler yağdırıp, hayali senaryolar ürettiklerini… Ortalığı yangın yerine çevirmelerini… Neredeyse milletin birbirlerini boğazlamasına neden olacaklar; hakem bizim bilmemnemizi vermedi, diye.

Oysa herkes Rıza olsa… Düşünebiliyor musunuz olabilecek değişimi! Hakemler de rahatlayacak inanın. Şimdi o kadar baskı içinde çıkıyorlar ki maça, üstlerindeki ağırlığı atacaklar herkes Rıza olsa! Hatalar da en aza inecek, kavga da bitecek. Ah be Rıza… Ne olurdu herkes senin gibi olsa.

HAFTANIN BEŞİKTAŞ

Dolar 1.8'di Beşiktaş bundan önce Fenerbahçe'yi en son yendiğinde. Bugün 3 lirayı geçti. İnönü Stadı'ndaki o son maçtan sonra siyah-beyazlı taraftarlar hasretle bir derbi galibiyeti bekledi. Pazar akşamı Atatürk Olimpiyat Stadı'nın zeminine ayak basan Beşiktaşlı futbolcuların üzerindeki baskı mutlaka yüksekti. Uzun süre kazanamamak veriyordu bunu; doğaldı da. Ama görüldü ki maç başlayınca Şenol Güneş ustalığı yine dokunmuştu takıma. Futbolcularda stres yoktu, her biri güven doluydu. 2-0'dan 2-2'ye gelmek bile panikletmedi onları. Ve hasreti bitiren golü Gomez attı. Artık Kara Kartal için çifte bayramdı. Derbi kazanmanın bir karşılığı da işte böyle haftanın takımı olmaktı.

HAFTANIN FUTBOLCUSU GOMEZ

Golü kokluyor adam. Nerede nasıl durulacağını biliyor. Bir santrforun ne yapması gerektiğini uygulamalı olarak gösteriyor sahada. Bakın Fenerbahçe'ye attığı ilk gol; arka direkte yumuşak gelmesine rağmen top öyle vurdu ki kafayı, sanki ayağı ile şut çekti; o kadar sertti yani. İkinci de ise gözünü karartı, Alves'in ayağına rağmen uçarak çaktı kafayı. Beşiktaş uzun bir aradan sonra derbi galibiyeti alırken en büyük payın sahibiydi Gomez. Takımını zirveye de taşıdı, Kara Kartal'a renk kattı.