Reklamsız Sözcü
28 Eylül 2015

PERSiE, 61'de girip, 65'te golü atınca (bir vuruşu da direkten döndü), Perreira'nın sözleri akla geldi; “Patron benim”.

Ama eminiz ki, ilk 45'te Fernandao'nun kaçırdıkları da taraftarın aklına geldi. Çünkü maça çok iyi giriş yapan, orta sahayı bloke eden, Beşiktaş'ı sahasına hapseden Fenerbahçe'de tek eksik goldü. Fernandao'nun garip vuruşlarıyla yeri döven top, Kjaer'in katkılarıyla (ikincisine Topal da eşlik etti) sarılacivertli ağları sarsıyordu.

Şanssızlık da söz konusuydu kuşkusuz. Konuk takım çabuk toparlandı, Fernandao'nun yapamadığını Tosiç yaptı, yine de tercih hatası akıllardan çıkmadı. Beşiktaş'ın gezinen,dengesiz futbolu Fenerbahçe'yi ikinci 45'te de ön plana çıkardı. Perreira'nın geç  hamlesiyle oyuna giren Persie'nin golüne Gomez'in yanıtı Beşiktaş'ın anlık parlamalarından biriydi.

Bir de defans fakiri Alves'in ikramı… Doğrusu gecenin yenilen üç hava golüyle  kapanması (ilki ofsayt, üçüncüsü atlanan Gomez fauluydu) Fenerbahçe'ninsavunma zaafını bir kez daha ortaya çıkardı. 90 dakikanın genelinde Fenerbahçe'nindaha etkili olduğunu görmezden gelemeyiz. Belki de sezonun en efektif futbolu bile diyebiliriz. Ancak iyi futbolun 3 puan garantisi yok. O zaman nüanslar skoru belirliyor. Umarız, kariyer abidesi Persie ile ilgili karar, patronluk kaprisi değil, hocalık eseridir . Çünkü bazen yıldızların ölüsü (!) bile yeter…

Son güncelleme: 12:04 | 28.09.2015