Reklamsız Sözcü

Cüneyt Çakır ve Barış Şimşek verdikleri ve vermedikleri kararlarla haftaya damgalarını vurdular. Çok geçmeden Cüneyt Çakır lobisi hemen harekete geçerek kamuoyunu yanıltmaya başladı. Önce işe maçın gözlemcisi Metin Tokat başladı ve Çakır'ı aklamak için ‘tatmin edici ‘ diyerek 8.2 not verdi. Ardından yandaş kalemler devreye girdi.

Aslında yıllardan beri bunu yapanlar hem Türk futboluna hem de Çakır'a zarar verdiler. Vermeye de devam ediyorlar. Halbuki herkes şunu çok iyi biliyor ki; bu pozisyon dünyanın neresinde olursa olsun penaltıdır. Bunları anlamak istemeyenler de sonunda hata yaptıklarını fark edecekler. Ancak iş işten geçmiş olacak.

Barış Şimşek ise yine maçın sonucunu belirleyen bir yönetim gösterdi. Hakem penaltıyı, faulü yanlış verebilir bunu anlarım. Fakat yüzüne 20 cm mesafeden edilen küfrü yutup oyuncuyu ihraç edemiyorsan bu başka bir şeydir. Sevgili Barış bundan sonra idare edeceğin herhangi bir maçta oyuncunun birisi çıkıp yüzüne küfrederse o zaman ne yapacaksın? Peki onu ihraç edersen bu defa o futbolcu çıkıp sana sormayacak mı? ‘Markoviç'i atmaktan niye korktun?' diye. Yazık hemde çok yazık. Birde bu hakemler en tecrübelileri. Sözümona gençlere örnek olacaklar. Daha ligin başındayız. Bu hatalar telafisi olmayan maçlarda yaşanırsa bunun hesabını futbol federasyonu zor verir.

Fırat Aydınus'un penaltı beklenen pozisyondaki devamkararı bana göre doğruydu. Gomez'e sarı kart gösterdiği pozisyon çok tartışıldı. İhlalin karşılığının ne olduğunu kural belirler oyucunun sakatlanması değil. Orada Gomez arkasında kalan oyuncuyu görmüyor ve dirseğini de bir silah gibi kullanmıyor. Aydınus'a tek eleştirim bir boks hakemi gibi araya girerek futbolcuları tutmaya çalışmasıydı. Bu kariyerde bir hakeme yakışmadı.