Reklamsız Sözcü

Molde, Norveç Ligi'nde 22 maç oynamış, yani takım içi uyumunu yakalamış, ama görüntüsü ile vasatı zor aşan nitelikte.

İstanbul'a geliş nedenleri de çok açık; katı defans, hızlı çıkış, en azından 1 puan. O yüzden yıldızlar ekibini durdurmak için alan savunmasıyla duvar ördüler kalelerine. Disiplinleriyle de 3 puanı kapıp gittiler. Perreira'nın sahaya çıkardığı 11 tartışılırdı.

Volkan Şen oyunu kanatlara yaymak için tercih edilmişti. Persie tek forvetti ama, ilk 8 dakikada çizgi defansın arkasına atılan 4 pasla buluşmasını bilmişti. Sorun şuydu; Hollandalı'nın topu alışı mükemmeldi, ama ikinci hareketlerde su kaynatıyordu. Çünkü güçsüzdü. Bu yüzden Fernandao arandı. Orta saha, kapalı rakibe karşı futbolun birinci kuralı olan topu kanada yayma yerine, cami güvercini gibi aynı alanda toplaşıyor, dolasıyla rakibin ekmeğine yağ sürüyordu.

Yani yine takımın anahtarı yoktu, ısıran futbol yoktu. Molde'nin ucuz penaltıyla öne geçmesi kuşkusuz şoktu, ama Nani'nin golü hızır gibi yetişti. İlk 45'te bilinçli oynayan tek isim de oydu. Fenerbahçe ikinci 45'e kanatları hatırlayarak başladı. Ama Molde şunu görmüştü; rakip kanatlar defansif destek alamıyordu. İkinci gol de böyle geldi. Blokları kopuk temsilcimiz antrenman golü yedi.

Hele Fernando-Topal değişimi Norveç ekibinin iştahını daha da kabarttı. Volkan Şen, Persie gibi saha içi gezmesine çıkmış oyuncular varken, orta sahanın pimini çekmek Portekizli hocaya yakışırdı. Bombayı da Molde üçüncü golle patlattı. Artık açıkca görüldü ki, Perreira bu takımın kimyasını bir türlü oluşturamadı.

Her maç değişen taktik kafası, ne yazık ki oyuncuların kafasına uymadı. “Agresif futbol” dedi, bugüne kadar 1 dakika bile izlenemedi. “Her geçen gün iyiye gideceğiz” dedi, aksine futbol geriledi. Kadro istikrarını oluşturamadı, “yıldızlar da kesilir” gerçeğini görmezden geldi, elindeki isimlerin kıymetini bilemedi. İyi de bu hoca Fenerbahçe'ye niye geldi?