Reklamsız Sözcü

BEKLENİLDİĞİ gibi Letonya kapalı savunmayla oynadı. Hedefleri kapalı savunma oynayıp, kontrayla gol bulabilmekti. Bunu da 90+1'de başardılar. Milli Takımımız, birçok gol pozisyonu yakalamasına rağmen 77. dakikaya kadar bunları değerlendiremedi. Selçuk'un uzaktan şutuyla gelen gol, gelecek adına umut verdi ama son dakikalarda yenilen gol tüm bunları yıktı. Özellikle karşılaşmanın ilk yarısında gördüğüm tablo milli takımımız açısından bol pozisyonluydu ama neredeyse 10-15'e yakın ortadan sadece 2'sinde isabet verdi. Yani sen bu kadar pas hatası yaparsan, ortalar yerini bulmazsa maçı kazanma şansın da olmuyor.

Volkan Şen yakaladığı birçok fırsatı değerlendiremeyince Fatih Terim doğru bir hamleyle onu çıkarıp Umut'u oyuna aldı. Bu dakikadan sonra daha bilinçli oynayan bir milli takım vardı. Milli takımın en iyi oyuncusu çıkardığı gollerle Hakan Balta'ydı. Ancak onun çabaları da yetmedi.

Karşılaşmanın hakemi İsveçli Johannesson, yardımcı hakeminin hatalı ofsayt bayrağına kanarak kalecinin Burak'a yaptığı müdahaleye penaltı çalamadı. Burada hakemin yapacağı bir şey yok. Ne yazık ki bayrak öncesinde kalkmıştı. Matematiksel olarak şansımız var gibi gözükse de, bu iş başka bahara kaldı herhalde. Türk futbolunu bu duruma düşürenlere tek kelimeyle yazıklar olsun. Bu sadece milli takım için değil, Avrupa'da ve ligdeki takımlar için de geçerli. Daha hala futbolu yönetenler ‘Biz başarılıyız' diyorsa söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum.