SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Üçleme!

2. dakikada gelen Yasin golünün (Mert'in hatası affedilmezdi) yaratıcısı Muslera idi. Çünkü 3. dakikada Bakambu ve Ozan'ın yüzde yüzün üzerindeki gollük vuruşlarında Uruguaylı kalecinin üst üste kurtarışları inanılmazdı, yine güven vericiydi. Bursa öne geçse maçın gidişi değişebilirdi.

Cim-Bom'un defansif zaafları da ilk 45 dakikada çok dikkat çekiciydi. Savunma bloku, Muslera'ya çok yaslanıyor, Bilal, Selçuk, Yasin, Podolski pek yardımcı olmuyordu. Kanatlar idare ediliyordu, ama Melo'nun yokluğu çok belli oluyordu. Zaten Sağlam'ın Bursa'sı bunu tahmin etmiş olacak ki, Ozan ve Josue ile ceza alanını diklemesine zorluyordu.

Galatasaray'ın golle birlikte tempo düşürmesi normaldi. Ama Podolski kaçak döğüşüyor, aynı tipteki iki oyuncu; Selçuk-Bilal neredeyse dip dibe oyun kuruyordu. Devamlılık sorunu da vardı. Neyse ki, Aslan kaliteli kumaşıyla, futbol olarak vasatı aşamasa bile devrenin sonunu iyi getirdi. Bursa da ise güven eksikliği, gol vuruşlarındaki yetersizlikte çok belli oluyordu. Yoksa ilk yarı berabere bitebilirdi. Bursa, gole ihtiyacı olmasına rağmen, santrfor eksikliğinden olsa gerek, ikinci yarıya Galatasaray'ın ekmeğine yağ sürerek başladı. Baskı kurması, çabuklaşması gerekirken, orta sahada kısa paslaşmalarla oyunun soğumasına ön ayak oldu.

Zaten Galatasaray'ın acelesi yoktu. Üstelik Bilal ile Selçuk biraz daha defansa yaklaşmışlar, sallantıdaki bölgeye takviye olmuşlardı. Buna rağmen Bursa'nın iki gollük pozisyonu Cim-Bom'un riskli hava savunmasından geldi. Yoksa Timsah o kadar organize değildi. Hamza Hamzaoğlu'nun tedbir hamleleri, skoru koruma amaçlıydı, yerini de buldu. Ancak Sneijder, Podolski, Burak gibi yıldızları (ikinci 45'te vasat görünseler bile) bu kadar erken çıkarması riskliydi. Bir kaza golü ile uzayacak maçta onlara çok ihtiyaç duyulabilirdi. Nitekim 10 kişi kalmak da bu risklerin arasındaydı.

4.yıldız ile Türkiye Kupası'nı, Süper Kupa'yla takviye eden ve sezon galasını büyük moralle kapatan dün gece kötünün iyisi olarak tarif edilebilecek Galatasaray'ın ihtiyaçları da tıpkı Hamza hocanın tarif ettiği gibiydi; defansa iyileştirme, ön liberoya mutlak takviye… Yani bir takımın “merkezi”… Bu transferler Türkiye Ligi değil, ama Şampiyonlar Ligi için kaçınılmaz gibi duruyor.

Yazarın Diğer Yazıları