SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Fenerbahçe neden şampiyon olamadı?

Fenerbahçe neden şampiyon olamadı?

Fenerbahçe'den ayrılan Bekir İrtegün, geçen süreçte yaşananları Hürriyet'e verdiği röportajda anlattı.

YÜKSEK lisans yapan ilk Türk futbolcu… Konusunu yakında belirleyeceği doktorasına başlamaya hazırlanan bir spor entelektüeli. Futbol hayatına devam ederken ‘DR' ünvanını alacak ilk akademisyen oyuncu. Fenerbahçe'nin gizli kaptanı ve lideri… Bekir İrtegün'den bahsediyoruz. Sarı lacivertliler ile yolları ayrılan tecrübeli futbolcuyu baba ocağına giderken Gaziantep yolunda yakaladık. Biz sorduk, o samimi bir şekilde Fenerbahçe serüvenini anlattı…

GAZETECİLER BİLE YORGUNDU

”Bizim takım psikolojik anlamda da, mental anlamda da çok yorgundu. Kazandığımız başarıları da o yorgun kafayla başardık. Sadece biz futbolcular değil, tüm camia yorgundu. Hatta Fenerbahçe'yi takip eden siz basın mensupları bile yorgundu. Bu şampiyonluğun kaçmasındaki ana sebep midir? Belki değildir ama çok etkili ve önemli bir durum.”

“3 yıldır yaşadıklarımız bizim için çok yıpratıcıydı. Bu yorgunluğun üzerine bir de iç saha maçlarını boş tribünler önünde oynamamız ve yalnız kalmamız eklenince iyice yıprandık.”

MOTİVASYONLARI DÜŞTÜ

“Futbol dışı olaylar da enerjimizi iyice emdi. Sürekli taşlandık, saldırıya uğradık. Artık bıkkınlık gelmişti. ‘Yine mi' diye isyan ediyorduk.”

“Rize dönüşü Sürmene'de uğradığımız silahlı saldırı sonrası kötü sonuçlar aldık. O saldırı takımı çok düşürdü. Özellikle yabancı oyuncuların motivasyonu çok düştü. Yerliler olarak onları toparlayamadık.”

YANAL’IN NEDEN ALTINI OYALIM

“BAZI yerlerde dile getirilen ‘Futbolcular Ersun Yanal'ın altını oydu' lafı çok çirkin, altını oymak ne demek. Ersun Yanal ile ilişkim hiç kötü olmadı. Hatta yardımcıları ile dostluğum hala sürüyor. Hala konuşuyoruz. Düşünsenize altınızı oyan biri ile konuşur musunuz? Benim alnım ak. Ben gözlerini karşındakinden kaçırmayan bir adamım.”

ARTIK BEKİR’İN ODASI YOK

“TAKIM arkadaşlarım hep benim odamda toplanırdı. Gençler, eskiler yeniler, canları sıkıldıkça ‘Bekir'in odasına gidelim' derlerdi. Odamda çay, kahve içer, tavla oynarlardı. Doğu kökenli olduğum için misafirperverim, kapım hep açıktı. Bu bile yanlış yerlere çekilir diye korkuyordum. Şimdi Bekir'in odası yok.”