SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Yettin gari!

BİR futbol federasyonu genel kuruluna daha sayılı günler kaldı. Belki de tarihinin en kötü günlerini geçiren futbolumuz için tam yeni bir şans doğdu derken, yine benzer senaryolar yazılmaya başlandı.

ÇOK uzun zamandır seçimle gelen bir federerasyona hasret kalan ülkemiz, atama ile gelen başkanlardan artık yoruldu ve tıkanma noktasına geldi. Bırakalım genel kurul delegeleri kendi hür iradeleri ile karar versin ve kaderlerini tayin etsinler. Nasıl olsa futbolumuz özerk (!)

GENEL kurul için adı geçenlerin sayısının birden fazla olması çok sevindirici. Ancak Yıldırım Demirören dışındaki isimlerin yarışa aday olarak girmemesi için delegelere yoğun bir baskı var.

BUNA bir nevi korku da diyebiliriz. Çünkü özellikle Haluk Ulusoy'un şansı çok yüksek. Gördüğüm kadarıyla Ulusoy salona aday olarak girmeyi başarırsa seçimi de alacak. Çünkü o daha önce denendi ve görevini de çok iyi bir şekilde yaptı. Üstelik Türk futbolu onun döneminde zirve yaparak en başarılı günlerini yaşadı. Bu taraflı tarafsız herkesin bildiği bir gerçek.

ANCAK ne yazık ki daha önce yaşandığı gibi futbola yapılan ‘derin müdahaleler' şimdi de oluyor. Üstelik 31 Temmuz'a kadar seçim yapılabilecekken, yani yeterli süre varken, işin oldu bittiye getirilmeye çalışılması çok manidar. Oysa ki etik olan, hükümetin kurulmasını beklemek değil midir?

PEKİ mevcut federasyonun futbolumuzu getirdiği bu vahim durum çok açık ortada iken, hala birileri onların devam etmesini neden istiyor olabilir? ‘Ne kadar kıskançsın hocam, belki Demirören'i çok seviyorlardır' diyebilirsiniz. Evet doğru, ben bunu hiç düşünmemiştim!

BÖYLE olmasını ben de çok isterdim açıkcası. Ama görünen o ki seçimden bekledikleri sonuç çıkmazsa, bu malum zihniyettekiler için rant kapıları kapanmış olacak. Ne kadar acı değil mi?

ASLINDA Türk Futbolu'nun bu hali kimsenin umurunda değil. Dün Dünya üçüncüsü olan bir takımken, bugün Kazakistan galibiyetine sevinir hale geldik. FIFA'da 57. sıraya düştük, tribünde seyircin kalmamış, kimse futbol seyretmekten zevk almıyor. Daha ne olsun sevgili okuyucularım. “Yettin gari” demeyeyim de ne diyeyim?

Yazarın Diğer Yazıları