Reklamsız Sözcü

Avrupa'da çeyrek finale çok yaklaşan Beşiktaş'a 1-0 gibi çok ideal bir galibiyet skoru yetiyordu. Teknik direktör Slaven Bilic, 5-1'lik Erciyes zaferinin taktik anlayışı olan 4-4-2'yi bir kez daha uyguladı. Stoperdeki Necip tercihi sanırım bu futbolcunun son haftalardaki yüksek formundan kaynaklanıyordu. Savunmanın solunda göz dolduran oynaması için transfer edildiği bölge olan sağ beke döndü. Savunmanın önünü kalabalık tutan rakip belli ki, uzun paslar ve top taşıyan hızlı oyuncusu Izquierdo ile ileride çoğalmayı amaçlıyordu. Bu diziliş maçtan önceki basın toplantısında “Hücum oynayacağız” diyen teknik direktörlerini yalanlar nitelikteydi. Statta Liverpool destanından çok seyirci vardı ama o geceki sinerji yoktu. Belki soğuk belki maç saatinin çok geç olmasından kaynaklanıyordu ama tribünün ambians eşiği çok düşüktü.

Mücadelenin ilk devresinde Beşiktaş özellikle orta alanda oyun kurmakta zorlandı. Topu kenarlara aktaran siyah-beyazlılar bilhassa Gökhan'ın adam eksiltme özelliğinden yararlanıp rakip defansı zor duruma düşürmeyi amaçlıyordu. İlk 45 dakikada Beşiktaş'ın ofansif etkinliği yok denecek kadar azdı. Hücumda çoğalamayan siyah-beyazlılarda Mustafa Pektemek tercihi tartışılırdı. Belçika ekibi Beşiktaş ceza alanı içinde neredeyse her yüksek topa dokundu. Bir kenar ortasında da Sutter'in kafası Beşiktaşlılar'ı korkuttu. Hem futbol, hem oyun zevki hem de pozisyon açısından oldukça kısır geçen devrenin ardından ikinci perde muhteşem bir golle açıldı. Motta tam ayağına oturttuğu topu öyle bir yere gönderdi ki, Brugge kalecisinin yapacak hiçbir şeyi yoktu. Brezilyalı böylece Anfield'da yaptırdığı gereksiz penaltıyı da affettirdi. Ancak burada kenardan bir hamle bekledik ama gelmedi. Bu pekala oyunu tutmak adına Pektemek'in kenara gelmesi ve Atiba'nın oyuna girmesi olabilirdi ama gerçekleşmedi. Hep söylüyoruz Beşiktaş'ın en büyük sorunu kalede diye… Tolga öne çıkması gerekirken amatör bir kaleci gibi iki adım geri atınca konuk ekip altın buldu. Ve burada tur gitti, bütün takım demoralize oldu. Bilic'in takım bu kadar düşmüşken, kayıtsız kalması, hiç bir hamle yapmaması anlaşılır gibi değildi. Beşiktaş'ın elendiğini anlamak için Brugge'ün ikinci golüne bile gerek yoktu, Yenilen ilk golden sonra ortaya çıkan manzara gecenin özetiydi. 2 gün sonra kritik bir derbiye çıkacak olan siyah-beyazlılarda ummadık taş baş yardı. Futbol ne kadar garip değil mi, torbadan Liverpool çıktığında felaket senaryoları çiziliyordu, Club Brugge çıktığında ise sevinç naraları atılıyordu….