Reklamsız Sözcü

Türkiye’de futbol, siyasetten daha bulanık. Sezonda 3 tane hoca değiştiren takımlar var neredeyse… Yabancı hoca takıntısı olanlar da yeterince fazla. Yerli hocalar da bundan son derece rahatsız.

Takımlar şampiyon olur; kulüp başkanları yerli teknik direktörü hiçe sayar. ‘KOCAMAN’ sorumluluk alırlar, başkan cezaevindeyken onun yerine geçip ateşin içine atlarlar. Kıymetleri yine de bilinmez.

Son dönemlerde, Galatasaray’ın yabancı hoca ısrarını gözden kaçırmamak mümkün değil. 2013 yılında Fatih Terim, Galatasaray’dan ayrılmak zorunda kaldı. Yollar ayrılabilir, o zamanki gönderiliş biçimi doğru muydu?

Mancini geldi… Janti kıyafetler, iddialı konuşmalar. Tipik bir İtalyan edası. Konuşurken mimikleriyle ‘Ben İtalyanım’ diye bağırıyordu. Sonrası hüsran!.. Telafi etmek yerine, işin dozunu arttırmayı seçti Galatasaray’ın o dönemki yöneticileri. Daha da kötüsü oldu önceki seneden. Talihsiz serüvenler dizisi giderek arttı.

Yönetim değişti; Prandelli gitti. İtalyan hocanın tazminatı da işin farklı boyutu. Hamza Hamzaoğlu’nun gelmesi, Aslan’ı tekrar gün ışığına kavuşturdu. 21 haftaya baktığımızda Galatasaray 48 puanla zirvede, ezeli rakipleri de ensesinde.

Mayıs ayında yapılacak seçimde, gelecek olan yönetim Hamzaoğlu’yla devam kararı alır mı? DÜZ MANTIK: Galatasaray sezon sonunda şampiyonluğa ulaşırsa kesin kalır. Göze hoş gelen futboldan bahsedip, yabancı hocaların kafa yapısının farklı olduğu savunanlar muhakkak olacaktır… Yerli hocaların haklarından bahsedenleri ‘ırkçı’ diye nitelendirenler de çıkacaktır. Ne yazık ki alakası yoktur.

Galatasaray’da tüm hesaplar Mayıs sonunda belli olacak. Kaos ortamında sorumluluk alıp, beyefendiliğiyle dimdik duran Hamza Hamzaoğlu’nun görevine önümüzdeki sezon da devam etmesi, hakkaniyetli olacaktır.

Son güncelleme: 14:14 | 24.02.2015