Reklamsız Sözcü

Mesleğe ilk olarak Akşam Gazetesi’nde stajyer olarak başladım. Başladığım ilk gün “Bırak bu işi” dediler aynı ortamda çalıştığım insanlar. İlk işim: Nezih Alkış’ın getir götür işlerini yapmak olmuştu. Bundan pişman mıyım? Asla… Aksine son derece kendimle gurur duyuyorum.

Çok hakikatli insanlar tanıdım bu meslekte. Burak Özkaya ve Erdem Erol gibi. Hiçbir zaman nereden geldiğimi ve bana destek veren insanları unutmadım. Benimle aynı sektörün içinde yer alan herkese saygı duydum. Daha halen yolun başındayım…

2 Ağustos sabahı Florya’da yaşanan acı haberin metnini yazmak meslek hayatımın en zor anıydı. Ve ondan sonrası… Erkan ağabey tüm çabalara rağmen hayata tutunamadı.

Kendisini şahsen tanımıyorum; ama içimden geçenleri satırlarla anlatmak istiyorum:

Spor medyasının vitrini vardır. Ön planda duran isimler de bellidir. Ahmet Çakar, Erman Toroğlu, Mehmet Demirkol, Gürcan Bilgiç, Rıdvan Dilmen, Altan Tanrıkulu gibi… Bir de vitrinin arkasında kalan kahramanlar vardır. Erkan Koyuncu ve onun gibi birçok basın emekçisi… Peki onları ne kadar tanıyorsunuz? Ya da durun ben size anlatayım…

Her türlü iş onlardan beklenir. Tiyatro, sinema, konser nedir bilmezler. Tatil planı yapmak onlar için söz konusu değildir. Gecelerini gündüzlerine katıp, ailelerine yeterli zamanı ayıramazlar. Yağmur çamur dinlemezler… Şikayet etmezler… Kilolarca ağırlıktaki fotoğraf makineleriyle oradan oraya koştururlar. Her şeyden önemlisi işlerini severek yaparlar.

Erkan Koyuncu 3 Ağustos Pazar günü son yolculuğuna uğurlandı. Başta ailesi olmak üzere, tüm çalışma arkadaşlarının, sevenlerinin ve hepimizin başı sağ olsun…

Son güncelleme: 20:22 | 03.09.2015