SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Derbi gerçekleri

GEÇTİĞİMİZ hafta ligimizin en önemli maçlarından biri olan Beşiktaş- Fenerbahçe derbisi oynandı. Bizde derbi deyince akla ilk gelen kavga, çekişme, şiddet… Ama bu kez öyle olmayınca doğrusu herkes epeyce bir şaşırdı. Gerçekte olması gereken olmuştu. Örnek bir tablo sergilenmişti. Ancak derbilerden ‘gürültü- patırtı' bekleyenler hayal kırıklığı yaşadı.

BEYLER, her fırsatta sporun ‘dostluk ve kardeşlik' olduğunu söylüyoruz. Şiddetin, nefretin bu güzel olgunun içinde yeri olmadığına dikkat çekiyoruz. Nedense bunlar bazılarının işine gelmiyor. Çünkü onlar kendi beceriksizliklerini bir anlamda ‘şiddet ve kaos' ortamı yaratarak örtmeye çalışıyorlar.

BAKIN, demek ki istenince oluyormuş. Beşiktaş kulübü Şampiyonlar Ligi'ne direkt katılmak için ikincilik iddiasında sahaya çıktı. Kazanmak zorunda olmasına rağmen şampiyonluğa koşan rakibini Olimpiyat Stadı'nda en iyi şekilde ağırladı. Tribünlerden en ufak olumsuz bir tezahürat yükselmedi. Ezeli rakiplerinin başkanı Aziz Yıldırım lehine sesler yükseldi İkitelli'de. Sahadaki futbolcular da birbirlerine karşı aynı oranda centilmen ve futbol oynama isteği ile doluydular.

EN önemlisi de bilmedikleri bir kuraldan doğan atış sonrasında Fenerbahçe takımı ve Caner Erkin topu dışarı atarak, gerçek bir fair-play örneği çizdi. Bu tavır son yıllarda bir derbide görmeyi arzuladığımız alkışa değer duruşun göstergesiydi. Maç sonrasında ise Fenerbahçeli yöneticilerin Beşiktaş'a teşekkürleri, Bilic'in rakibinin karakterini teslim edişi hasretle beklediğimiz olumlu tabloydu.

DEMEK ki işler kavga etmeden de çözülebiliyormuş. Umarım bundan gerekli dersler çıkartılır. Tüm bu güzel görüntülere rağmen benim bundan sonrası için fazla iyimser olmadığımı da hemen söyleyeyim. Ne yazık ki seneye yine bıraktığımız yerden başlarız.

Drogba hazretleri

GALATASARAY'da gerçekten ilginç şeyler oluyor. Fatih Terim sonrası çok eleştirilen Ünal Aysal yönetimi, sallantılı günlerden önce Fenerbahçe galibiyetiyle sıyrıldı. Mali kongrede tam seçim maddesi geliyordu ki, imdada basketbolcu kızların Avrupa Şampiyonluğu yetişti. Ama sonunda Kasımpaşa felaketi bıçağı kemiğe dayadı. MANCINI'nin anormal rotasyon arzusu, takımı sürekli değiştirmesi, belki de bu hezimetin baş anahtarıydı. Şimdi hakem Cüneyt Çakır o faulü verseydi, bunlar olmazdı mazereti gündemde. Beyler Galatasaray takımı böyle kırılgan böyle teslim olan bir hava içinde nasıl olabilir.

BAKIN küçük bir örnek vereyim… Drogba hazretleri haftalardır ortada yoktu. Fenerbahçe maçında şöyle bir göründü. Sonra yine kayboldu. Sakatmış, Katar'daymış, kulüp doktorunu da ayağına çağırmış. Yahu kardeşim sakat isen Katar'da ne işin var. Madem kulüp doktoruna tedavi olacaksın, kal burada tedavini yaptır. Hoş ben sakatlığına da inanmıyorum ya. Adam bulmuş çiftliği, istediği gibi at oynatıyor. Nasıl olsa karışan görüşeni yok. Mancini de sadece seyrediyor. Nasıl olsa yönetim ‘arkasındayız' diyor. Aman sinyor Mancini dikkat. Türkiye'de yönetim ‘Arkandayız' diyorsa, bu biletin kesilmesinin işaretidir. Sanırım sarı-kırmızılı yöneticiler şimdi size ödeyecekleri yüklü tazminatı nereden bulacaklarını tartışıyorlardır.

Yazarın Diğer Yazıları