Reklamsız Sözcü

GEÇTİĞİMİZ hafta Türk sporu için gerçek bir gurur haftasıydı. Futbolda Şampiyonlar Ligi finali ne ise kadın basketbolundaki ayni finalde iki Türk takımını görmek ve kupanın tarihte ilk kez Türkiye'ye taşınması belki de yıllar öncesinde ancak rüyalarımızda görebileceğiniz bir olaydı. Rusya'nın Ekaterinburg kentinde düzenlenen 8'li finallere 3 takımla gitmeyi başaran Türk kadınları gerçekten muhteşem bir başarıya imza attılar. Kadın basketbolumuzun bu üç önemli temsilcisi Galatasaray, Fenerbahçe ve Kayseri Kaski'yi bu zorlu maratonda Türk basketbolunun nerelere geldiğini göstermeleri bakımından bir kez daha kutlayalım.

G.SARAY'ın geçtiğimiz iki yılın şampiyonu Ekaterinburg'u eleyerek finale ulaşması başlı başına büyük olay iken bunu geçen yılın finalisti ezeli rakibi Fenerbahçe'yi de finalde devirerek taçlandırması inanın her türlü övgünün üzerindedir. Sarı kırmızılı kadınların gerek yarı final mücadelesinde gerekse final maçında sergiledikleri hırslı ve istekli basketbol bu hedefe nasıl odaklandıklarının bir başka göstergesiydi. Etkili ama kısıtlı kadrosu ile üst üste zorlu maçlar oynayarak kağıt üzerinde kendisinden daha güçlü rakipleri devirmeyi başararak, Galatasaray Kadın Basketbol Takımı bence uzun yıllar unutulmayacak büyük bir zafere imza atmıştır.

ALKIŞLAR MEMNUN’A

G.SARAY'ın bu önemli başarısında emeği geçen herkesi yürekten kutlarım. Ancak burada takımın başındaki Ekrem Memnun'a da ayrı bir parantez açmamız gerektiğini düşünüyorum. Mütevazi ama son derece hırslı yapısıyla takımın içinde oluşturduğu sevgi bağları Memnun'un bu başarısındaki en önemli anahtarı olmuştur. Yıllarını basketbola veren tam bir emekçi olan Ekrem Memnun kendisinden daha güçlü takımları birer birer devirirken zafere giden yolun büyük paralar karşılığı alınan yıldızlardan değil, akıtılan ter ve koyulan emekten geçtiğini sanırım herkese bir kez daha kanıtlamıştır. Sarı kırmızı ekibin bu görkemli zaferine iimza atan oyuncuların başında gelen Işıl Alben ve Şebnem Kimyacıoğlu gibi Türk oyuncuların sivrilmesi de Türk kadın basketbolu adına bir diğer önemli gelişmedir. 2014 Dünya Şampiyonası'na iddialı hazırlanan Kadın Milli Takımımız için de bu zaferin önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu söylemek sanırım hiç yanlış olmaz.

TÜRK basketbolunun iki önemli temsilcisinin bizlere yaşattığı bu gurur gününe yakışmayan tek şey salonda yaşanan üzücü olaylardı. Bir bayram havası, bir şenlik ortamı içinde geçmesi gereken bu günde salonda yankılanan küfürler, sonrasında yaşanan gereksiz tartışmalar, böylesine başarılı kulüplerimize hiç ama hiç yakışmadı. Sonuçta iki Türk takımı Avrupa'nın en tepesine çıkmış biz bunu birlikte kutlayıp, kazananın Türk basketbolu olduğunu söyleyeceğimize işi ne kadar üzücü boyutlara taşıyıp, sevincimizi kursakta bırakmayı nasıl başarabiliyoruz inanın bunu hala anlamış değilim. Fanatizm denilen gözlerimizi kör edip, sporun güzelliklerinin üzerini kaplayan bu olguyu neden içimizden bir türlü söküp atamıyoruz. Neden her şeye kendi renkli pencerelerimizden bakıp, sporun gerçek değerlerini bir kenara itiyoruz, buna mantıklı bir cevap verebilen varsa beri gelsin.

KADINLAR ERKEKLERİ GEÇTİ

SEVGİLİ arkadaşlar sahada birbirlerine karşı kıyasıya mücadele eden bu sporcularımız yarın ay yıldızlı formamız için birlikte ter dökecekler. Bu gerçeği lütfen unutmadan onları yakaladıkları bu başarıdan dolayı sevgyle kucaklayıp övgüyle taçlandırsak daha doğru olmaz mı? Çünkü onlar yakaladıkları başarılarla bu alkışı herkesten fazla hak ediyorlar.

ŞURASI da bir gerçek ki, ülkemizde kadın sporu başarı açısından erkek sporunu kat be kat geride bıraktı. Kadın basketbolcularımızın yakaladıkları bu son başarı Türk kadınına olanak verildiğinde neler yapacağını göstermesi açısından da son derece önemli. Haydi bırakın kulüp çekişmesini, Avrupa'nın en büyüğü olmayı başaran Galatasaraylı kadın basketbolcular ile finaldeki rakipleri Fenerbahçeli kadın basketbolcuları avuçlarımız kızarana dek alkışlayalım. Onla her türlü övgüyü çoktan hak ettiler. Sporda görmek ve yaşamak istemediğimiz çirkinliklerle onların gözlerimizin önüne serdikleri bu güzel tabloyu kirletmeyelim.