Reklamsız Sözcü

Bir ülkede herhangi bir şeyin kültüre dönüşmesi için ne gerekir? Galiba bu konudaki ihtiyaç listesinin başında sermaye desteğinden mahrum neşriyatların sayısı ve irili ufaklı sergiler geliyor. Belki bu yazıyı tam burada “işte bu yüzden bizim bir futbol kültürümüz yok” diyerek bitirmek yerinde olacak ama biraz daha genişletmek uğruna sözü yormayı göze alıyorum.

RONALDO MÜZESİ

Çoğu zaman sadece basit bir futbol ikonu olmakla suçladığımız Ronaldo'yla ilgili bir haber çıktı geçenlerde. Pek dikkat çekmeyen bu habere göre Ronaldo, doğduğu şehir Madeira'da bir “Ronaldo Müzesi” açmayı planlıyor. Müzede Ronaldo'nun madalyaları, ödülleri ve ona dair başka mühim detaylar sergilenecek. Hemen herkesin bu habere ilk yaklaşımı “kibir” odaklı olacaktır kuşkusuz. Fakat büyük resimde bu bir hayat anlayışı; bir ülkenin futbol hafızası ve kültürünü oluşturup sırtında okul çantası olan çocuklara bile “rakibi yok et” düsturundan önce “futbolu sev” fikrini aşılar. Ve bu bilinç yalnız futbolla da olmaz; tıpkı birçok Portekizli edebiyatçının yaşadığı yerler nasıl kutsal görülüyorsa, aynı “kültürel sahiplik” anlayışıyla Ronaldo'nun madalyası da o futbol kültürünün tuğlalarından biri olur. Kısacası “kültür” gökten inmez, oluşturulur.

VER LEFTER’E!

Tanju'nun altın ayakkabısını kaçımız canlı gördük? Büyüklü küçüklü, kulüp ya da ulusal takım zaferlerine dair kaç sembolü sergileyip futbolseverleri bu tür ortamlara çekebildik? Bu ülkede futbolun ne zaman nasıl başladığını biliyor muyuz? Sorular binlerce, cevap ortak; hiç. Birçok mühim futbol adamı ve olayının kitaplarını yayınevleri basmıyor, satmaz diye. Bassalar, satılacak. Ortam oluşturulsa talep gelecek ama anında “para kazancı” isteyen sektör, kendini bu korkuyla baltalıyor. Bu konu çok uzun ama iç ferahlatıcı taze bir örnek varken, ondan bahsetmek lazım; “Ver Lefter'e!” Fenerbahçe taraftar grubu Vamos Bien'in el emeğiyle çıkan, arkasında dağıtımcı desteği olmadığı için belirli kitabevlerinde ve bazı bakkalarda satılan bir futbol kültür fanzini. Bu fedakar işlerin tek tük başka örnekleri var ama gördükleri ilgi düşük. Bugün stada doğru yolunuz düşerse, ki düşsün, Kadıköy Mephisto, 6:45 ya da Flaneur kitabevlerinden birine uğrayıp Ver Lefter'e deyin. Deyin ki futbola sadece seyirci kalışımız ufak ufak bitsin artık. Gırtlak değil biraz da kafa patlatalım!