Reklamsız Sözcü

Bir maç günü daha o melun soruyla birlikte geldi çattı: “Tribüne kim gitsin?”

Muslera gitse olmaz çünkü yedek kaleciler hazır değil ve açıkçası pek güven vermiyorlar.Chedjou'ya kolay kolay “Sen git” denilemez malum Gökhan Zan sakat. Üstüne üstlük yeni yeni formaya ısınıyor Kamerunlu.

Dany'yi yollarsın da kadroda ondan başka doğru dürüst defansif yedeğin yok.Eboue gitse haksızlık, Kopenhag maçındaki futboluyla adeta şov yaptı kendisi.Riera tribüne abone de, işin kocaman bir ‘ama'sı var. Beğen beğenme Hakan Balta'nın yokluğunda elindeki tek sol bek o.

SADECE AMRABAT

“Bruma'yı yolla diyeceğim” ancak dilim varmıyor. Çünkü her futbolsever onun sahadaki varlığından keyif alıyor.

“Amrabat için tribün fena bir adres sayılmaz” diyebiliriz de, Melo için aynı lafı edebilir miyiz? Sezon başından bu yana takımın en iyisi Brezilyalı.

Sneijder'dan, tam da parasının karşılığını ve futbolun hakkını vermeye başlamışken kolayca vazgeçilebilir mi?

Ya da Drogba? Düşüncesi bile kötü…

Bu kural Türk futbolcuların önünü açmak için çıkartılmıştı değil mi?

Soruyorum: Karabük maçında 6+0+4 kuralı sayesinde oynayan Ceyhun'u kazanabildik mi mesela?

Sabri'nin mücadelesine saygım var ama Eboue yerine Sabri oynarsa, bu onun daha iyi orta yapmasını sağlayacak mı?

Engin, Messi mi olacak düzenli forma şansı bulsa?

Cevap: Demirören

Doluya koyuyorum almıyor; boşa koyuyorum dolmuyor. Galatasaray'ın Süper Lig'de sahaya çıkarması gereken altı ismi bir türlü belirleyemiyorum.

Tepesinde “Kim gitsin” yazan bir kağıdı doldurmak için her oturduğumda masanın başına, aklıma tek bir isim geliyor.

Ve alt alta binlerce kere adını yazıyorum, belki isyanımı yüce rabbim duyar diye:Yıldırım Demirören… Yıldırım Demirören… Yıldırım Demirören…