Reklamsız Sözcü

BÜYÜK hayal kırıklığı yaşadığımız grubun son maçına daha önce hiçbir safhada olmadığımız kadar iddialı çıkmak futbolun bir cilvesi olsa gerek… Oysa ki geçtiğimiz mart ayında yine bu statta oynanan Macaristan maçında neredeyse kontağı kapatmıştık. O 90 dakikanın ardından “Türkiye grubun son mücadelesinde Hollanda’ya karşı final maçını oynayacak” dense herhalde kimse inanmazdı.

Terim ‘bitti’ denilen milli takıma ayağa kaldırarak aslında yapabileciğinin en iyisini yapmıştı. Sarı-lacivertli renklerin hakim olduğu Fenerbahçe Stadı’nda maç öncesi yapılan “İmparator” tezahüratları da tecrübeli teknik adam kısa sürede yaptığı işin hakkını veriyordu.

Yuhalama saçmalık

Türk futbolunun genel hastalığı olan duran topta savunma yerleşimini yapamamanın kurbanı olduk dün gece ve her şey daha başlarken bitti, Robben’in tıngır mıngır kaleye giren ortasında. Hücum baskısı kurduğumuz anlarda bir türlü son vuruşu yapamamak da sonuca gidememizin sebebi. Her şeye rağmen Burak’ın yuhalanması büyük saçmalık. Sanki ülkende ondan daha iyi forvet var. Son 2-3 sezonda 100’e yakın resmi gol atmış bir futbolcu. Senin futbol sistemi maksimum derecede böyle bir forvet ortaya koyabiliyor ki, milli takımın ilk 11’inde o sahaya çıkıyor. Kızakcaksan ülke futbolunun altyapısına kız. Bu kadar çok korner kullandığımız bir maçta neredeyse topa kafamızın hiç değmemesi de çok ilginçti. Milli takımda bir an önce çözülmesi gereken en önemli sorunlardan biri de böylesine final niteliğindeki karşılaşmaların psikolijisinin altından kalkamamamız. O eşiği bir türlü geçemiyoruz ve hep kaybediyoruz. Bu mental eksikliği gideremezsek daha çok üzülürüz.

Macar faturası!

Biz aslında dün Andorra’ya bir devre gol atamayan Macarlar’a 5 puan kaybetmenin faturasını ödedik. Yoksa Hollanda karşısında iki mağlubiyet almak iki takım arasındaki kalite farkı gözönüne alındığında çok doğal bir sonuçtu. Ülke futbolu adına arka arkaya üç büyük turnuvaya gidememek büyük bir kayıptır. Dünya futbolu seni unutur gider. 2002’deki üçüncülük de EURO 2008’deki yarı final de mazide kalır. “Sorumlular hesap versin” desek nolur ki… Genelde bu tür başarısızlıklarda genelde sahadakiler protesto edilir, koltuktakiler değil. Ancak dün gece federasyon başkanı tribünlerin öfkesinin odak noktasıydı. Bu ülkede futbolun kalitesi belli, çoğu zaman kendi kendimizi kandırıp, duruyoruz. Uluslararası arenaya çıkınca da gerçekle yüzleşip oracıkta kalıyoruz. Neyse artık Fransa’nın ev sahipliği yapacağı EURO 2016 hazırlıklarına bir an önce başlayalım ve dertsiz tasasız Dünya Kupası izleyelim.