Reklamsız Sözcü

Hala işimiz kolay değil, henüz ‘bitti' diyemeyiz. Ama Milli Takım büyük bir iş başarmaya çok yakın… Hatta play-off maçlarına kalmasını bile ‘mucize' diye nitelemek abartı olmaz. Çok uzak değil daha 26 Mart 2013'te Saracoğlu'nda 1-1 biten Macar maçının son düdüğü çaldığında Brezilya 2014 bizim için tatlı bir hayale dönüşmüştü. Bu yönde yapılan yorumlar o günkü şartlar göz önüne alındığında hiç de yanlış değildi.

Ancak Türk futbolunda taşları yerinden oynatan Milli Takım'ın kulübesindeki radikal değişim Ay-Yıldızlılar'ı yeniden hayata döndürdü. Real Madrid'den 6 gol giyen Galatasaray'ın teknik direktörü Avrupa'daki performansı konusunda eleştiriliyordu. Ama Türk futbolunu yeniden ayağa kaldırdı. En kritik dönemde uluslararası arenada çıktığı üç maçı da kazanmayı başardı. Türkiye bu periyotta 9 gol attı, kalesinde gol görmedi. Hangisi doğru? Yapılan kritikler ne kadar yerinde? Tabii burada bir de şunu düşünmek lazım. Takım aynı, futbolcular aynı… Çok yetersizdi ama giden hocanın ardından ne oldu da her şey bir anda böylesine tersine döndü? Bu arada giden hoca ile ilk 6 maçta sadece 7 puan almış, 7 gol atıp 7 gol yiyip artı averaj bile yapamamıştık…

HOLLANDA MAÇI ZOR

Artık herşey salı gecesine bağlı. Bu kez büyük bir aksilik olmazsa kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Hollanda'yı devirirsek ve Romanya, Estonya'yı 5 farkla deviremezse baraja kalacağız. Portakallar göz korkutuyor. Bu maçlar oynanmadan grupta ikinci sırada bulunan Macarlar'a (Andorra'ya değil!) 8 gol attılar. Ayrıca 2014 Dünya Kupası kura çekiminde seribaşı olabilmeleri için Kadıköy'de mutlaka kazanmaları gerekiyor. Louis Van Gaal'in öğrencileri son mağlubiyetini, büyük hayal kırıklığıyla kapattıkları EURO 2012'de 17 Haziran 2012'de Portekiz'e karşı aldı. Ondan sonraki 13 maçta 10 galibiyetleri var. Bunu da unutmamak, çok da umutlanmamak lazım.

NOT: Hollanda'nın iki maçta 12 gol attığı Macarlar'ı giden hoca iki maçta da yenemedi.