Reklamsız Sözcü

Ülkesinde NAC Breda formasıyla 115 maçta 81 gol atan 25 yaşındaki santrafor, havaalanına girip elindeki bilete bakıyor ve şunu soruyordu İskoçya'ya giderken kendine; hak ettiğimi alabilecek miyim?

11 Ocak 95'te ilk maçına çıkıyordu Celtic formasıyla ve ilk golünü bu maçta rakip Hearts'ın ağlarına bırakıyordu işte. Celtic'teki ilk sezonu kusursuza yakın başlayan Hollandalı, İskoçya'yı adeta sallayıp 26 lig golüyle gol kralı oluyordu. Fakat o yıl şampiyonluğu Rangers göğüslüyor, Celtic ise liderin 4 puan gerisinde sezonu eli boş kapatıyordu. Esmer Hollandalı, hem gol kralı olduğu sezonun talihsizliği hem de ertesi yıl yaşanan irili ufaklı sorunlar yüzünden 96-97 sezonunda yedek kulübesiyle daha yakın dost olmak zorunda kaldı. Hal böyle olunca, dönemin Hollanda Milli Takım patronu Hiddink, Pierre'e şu cümleyi söyledi; “Celtic'te düzenli oynayamazsan milli takımda olamazsın!”

“Hak ettiğim değer”

Bu ültimatomundan sonra son darbe de Pierre'e teklif edilen maaş artışıydı. Evet, o dönemin Celtic Başkanı ve “sahibi” McCann, Pierre'e haftalık 7.000 pound'luk bir maaş artışı teklif ediyordu. 84 maçta 52 gol atan santraforun cevabı ise ayrılığın imzası oluyordu artık; “Bu para bir evsiz için gayet iyi olabilir ama uluslararası bir golcü için yeterli değil…”Van Hooijdonk, 36 yaşından sonra oynadığı son 2 sezonu saymazsak her sezon, oynadığı ligin en golcü isimlerinden biri oldu. Kariyerindeki 500'den fazla maçta 350'ye yakın gol attı, takımlarına en üst düzey katkıyı yaptı. Fedakar, sorunsuz ve golcü bir santrafordu ama bu onu “yıldız” yapmaya yetmedi. Milli takımın yedek santraforlarından biri olarak kaldı ve İskoçya'ya giderken düşündüğü o soruya hiçbir zaman doğru yanıt cevap olmadı; futbol otoriteleri Pierre'e, “hak ettiği değeri” hiçbir zaman vermedi. Çünkü sansasyonel biri değildi.

Bu yazının nereye bağlanacağını merak ediyorsunuz. Aslında bu yazının adresi çoktandır belli. Bu ligin santraforlarını en iyi tanıyan kalecilerinden Volkan Demirel'e “Seni en çok zorlayan santrafor kim?” diye sorulduğunda, tereddütsüz verdiği tek bir isim vardı. Volkan'ın deyimiyle “Bir an yerinde durmaz, rakibi çok zorlar ve çok tehlikelidir” dediği o adam, hiçbir zaman bir “yıldız” olamadı. Gol sevinçlerinde de hiçbir zaman “bireysel şovu” yok. Yıllardır saç stilini bile değiştirmeyen Umut Bulut, gollerini rakibe değil endüstriyel futbola atıyor aslında. Ve spor sayfalarına manşet olmayı bile bilmeyen bu adam, A.Gücü yıllarından beri aynı; kaliteli bir santrafor, uslu bir insan. Ama yetmiyor işte, yetmiyor…