Reklamsız Sözcü

Şimdi düşünün… Yıllardır girmiştiniz tribüne, kombinenizi almak için stada gitmişsiniz. Önünüze kombine kart çarşafı açılmış. Hani o kocaman, hangi koltukların boş hangilerinin dolu olduğunu gösteren plan kağıdı. “Yenileteceğim” diyorsunuz, koltuğunuz sizinle birlikte yıllanan koltuk. Fakat gözünüze bir şey çarpıyor; maraton tribünün o meşhur bölümü kulüp başkanı tarafından bir kare ile çevrelenmiş. “A.Y.” baş harfleriye rezerve edilmiş bir karenin içindesiniz. Bir açık hapishane. Bir gözlemevi…

GİRİYORSUNUZ heyecanla ilk maç stada; yazın göremediğiniz arkadaşlarınızla muhabbet, maçı beklemenin merakı ve mutluluk… Maçın başlamasına bir saatten az varken birden tribüne açılan tünelde bir kargaşa; kulüp başkanı, yanında 4 korumasıyla tribüne giriyor. Bağırıyor başkan size; “Çıkartın kombineleri, kontrol yapacağım! Herkes yerine!” Yetmiyor, 35-40 yaşlarında bir adamın boğazına atıyor elini, sırf o adam “N'oluyor başkan, yakışıyor mu?” dediği için. Ne hissederdiniz?..

‘KONUŞURSAM YANARLAR’

Yaklaşık 5 yıl önce canlı tanık olduğum bu olaydan sonra her gün “N'olur artık bıraksın” dedim. Hem kendisi hem de kulüp için istiyordum bunu. Olmadı, sıkı sıkıya sarıldığı o güce bir türlü veda edemedi. Ve 5 yıl önce yaşanan o “sonun başlangıcı” bugünlerde oluşumunu tamamlayıp nihayete erdi. Fenerbahçe itibarsızlaştı, kendisiyle birlikte… Çünkü kulübü kendi kimliğiyle öyle özdeşleştirdi ki; ne kendisi ne de kulüp bunu taşıyamadı. Mümkün de değildi zaten.

“Bir konuşursam yanarlar!” dedi, konuşamadı. “Havuzdan çekilirim!” dedi yıllarca, çekilemedi. “Muhalefetlere de yerimiz var” dedi, kelle aldı. “Avrupa'nın devlerinden olacağız” dedi, olamadı. “Bu takımı Denizli değil ben şampiyon yaptım” dedi; Denizli gitti, Yıldırım takımı şampiyon yapamadı. “3 sene üst üste şampiyon olacağız” dedi, Galatasaray bu yıl da şampiyon olursa sözünü tutmuş olacak, tersten.

Maddi büyüme vadetti, adımlar atıldı ama iddia ediyorum kulüp bugün, onun başa geçtiği günden daha kötü durumda. Yakında kar, zarar ve borç bilançoları ortaya çıkar, görürüz. “UEFA çatırdayacak” dedi, UEFA çatır çatır çatırdattı. “Seneye Avrupa'dayız” dedi, Avrupa'ya sadece davalar için gidebildi. Oturup yazsam 500'den fazla madde çıkar. Devam edeyim mi? Etmeyeyim. Kısacası elde sıfır vardı, şimdi hesap iyice eksilere düştü. “Seviyorum” diyor, amenna. Ama sorarlar adama; bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap başkan?..

CEMAAT SÜPER LİG

Şikeymiş, cemaatmiş falanmış filanmış… Bunlara hiç girmiyorum; gerçeklerin, ihtimallerden büyük olduğu ortamda gerçekleri tartışmak lazım. O yüzden ben tam 5 yıldır, her sezon defalarca Aziz Yıldırım deyip duruyorum. Madem ötekiler de şike yaptı, onlar nasıl başardı saklanmayı? Madem senin savunman “Hani nerde şike için bizimle anlaşanlar” olacak kadar yerlerde, demezler mi adama “Ee sen kabul ediyorsun şikeyi?” diye…

Örnekler gırla; mantık sıfır. Ya bu lig baştan sona “Cemaat Süper Lig” haline geldi de bir tek Fenerbahçe ayrı kaldı ya da bu yönetim yapılabilecek en büyük operasyonu kendi yuvasına yaptı. Ve ne yazık ki siyahlı adam bir elini havaya kaldırdı, düdüğe üfledi; maç bitti başkan. Maç bitti.

DİPNOT: Kombine kontrolü yaptığı o gün, tribünde tek bir kişi bile yerinden oynamadı. Bu da denenen ama başarılamayanlara bir ufak ekleme daha olsun…