SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Drogba ve Enes

MAÇTAN önce, bu aralar sesini kıstığım için adını anmaktan imtina ettiğim yayıncı kuruluşta eski Bursaspor-Galatasaray maçlarını izleyince, Galatasaray taraftarı arasındaki Bursa deplasmanı endişesinin nedenini bir kez daha net olarak anlıyor insan…

RAKİP, son 5 sezonda evinde Galatasaray'ı 4 kez yenen, 1 kez berabere kalan bir Bursaspor… Ve pek çok Anadolu kentinin aksine ‘3 Büyükler'i değil de kendi şehrinin takımını tutan ateşli bir taraftar var arkasında…

ÜSTELİK, geçen hafta Arena'daki Gaziantep maçında, skor 2-1 olduktan sonra yaşanan sıkıntılı dakikalar da daha dün gibi aklındaydı herkesin.

DOLAYISIYLA zor bir maç bekleniyordu… Ama en zoru, Pazar gününün miskin ortamında saatin 21:45'e erişmesi oldu.

UEFA Süper Kupa zaferinin 13'üncü yıldönümünde Galatasaray'ı ayrı özleyenler için dakikalar geçmek bilmedi…

MAÇ başladıktan sonra da o dakikaların nasıl akıp gittiğine akıl sır ermedi. Sanki Süper Lig maçı değil de, Premier League'den Tottenham deplasmanına gitmiş Manchester United'ın maçı vardı!

TOP bir o kalede bir bu kaledeydi… Belki çok pozisyon yoktu ama her saniye pozisyon olma ihtimali vardı. “Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim” şirindeki gibi, bu oyunun gol olabilme ihtimalini sevdiğimizden yerimizden kıpırdayamadık ilk 45 dakika boyunca.

YAPIŞTIĞIMIZ koltuklardan dünyanın en şanslı forvetini; Burak Yılmaz'ı izledik hep birlikte.

DÜŞÜNÜN; işiniz gol atmak ve size servis veren isimler Drogba, Sneijder ve Selçuk… İnsana babası yapmaz bu kıyağı yeminle.

NİTEKİM, 15 dakika dolmadan 2 Sneijder, 1 Drogba, 1 kez de Selçuk besledi Burak'ı… Gol pasını vermek ise, geldiği günden beri istenileni veremeyen Hamit'e nasip oldu. Kral da namına yakışır şekilde tamamladı… Dünkü maça çıkarken son 6 lig maçında 7 golü vardı; 7'de 8'i buldu.

İkinci yarı için genel kanı Bursaspor'un tempoyu kaldıramayacağı yönündeydi. Ama tersi oldu. Bursa baskısını artırırken Galatasaray kapandı.

İLERİDE top tutan, rakip defansı meşgul eden, kendi defansına yardıma gelen 11 Mart 1978 doğumlu, Chelsea deneyimli Drogba'nın oyundan çıkmasıyla işin rengi değişti.

CHELSEA'NİN istediği, 10 Mayıs 1997 doğumlu Bursasporlu yetenek Enes Ünal'ın girmesiyle de maçın skoru belli oldu… Enes'in attığı gole elbette tüm Bursa sevindi… Ama muhtemelen en çok sevinen Enes'in babası, Bursasporlu eski futbolcu Mesut Ünal'dı.

90 dakikanın 1-1'lik skorla bitmesi için söyleyebileceğim tek şey var: NE şiş yandı ne kebap… İnanın bu mücadeleyi izlemek bile sevap.

Yazarın Diğer Yazıları