Reklamsız Sözcü

EVET; futbol ayakla oynanan bir oyun… Ama bizdeki hali tamamen ‘ayak oyunu' üzerine kurulu… Sürekli çelme takmalar, arkadan müdahaleler, rakibe kasti hareketler…İDDİALAR çeşitli… Kesin bir dille yalanlanmadığından; hatta bugüne kadar yalanlanan pek çok iddia doğru çıktığı için yalanlansa bile bir kıymeti olmadığından yazıya almakta bir beis görmüyorum.

KİMİ diyor ki; ‘Şeytan' lakaplı Rıdvan, Milli Takım için Terim'i önerdi Başbakan'a… Bir başkası diyor ki; Aziz Yıldırım, Göksel Gümüşdağ'a söyledi, o da Başbakan'a iletti…DOĞRU ya da değil, fark etmez. Her ne olduysa oldu, kamuoyu nezdinde Pazartesi gecesine kadar söz konusu bile olmayan bir ihtimali, adeta gökten düşmüş gibi kucağımızda bulduk.

FEDERASYON'UN sadece üç gün önce ‘Arkasındayız' dediği Abdullah Avcı istifa etti. Federasyon Başkanı'nın gazetesi tarafından Fatih Terim'e teklif gideceği iddia edildi.“SPORA siyaset karışmasın” diyen Spor Bakanı da “Herkesin gönlünde bir aslan yatar. Milli Takım için sizin gönlünüzdeki aslan kim?” diye tweet atarak adeta Terim'i işaret etti.

DEMİRÖREN, Ünal Aysal'ı arayıp Terim'le görüşmek için izin istedi… Aysal izin verdi ve Çarşamba günü neredeyse şafak vakti görüşme gerçekleşti. Ve daha görüşme biter bitmez, “Terim kabul etti, işlem tamam” gibi haberler tedavüle verildi.

AYSAL ile Terim arasında gerginlik olduğu iddiaları da eşzamanlı olarak gündeme getirildi. Sezona

4. yıldız parolasıyla çıkan, önüne Şampiyonlar Ligi'nde bir önceki sezondan daha büyük hedefler koyan, 45 bini aşkın kombine satmış Galatasaray, bir anda Türkiye'nin en sıkıntılı kulübü oluverdi. Ne CAS'tan konuşan kaldı ne futboldaki başka olumsuzluklardan.

YALNIZ hesaba katılmayan bir şey vardı:Kökleri 532 yıl öncesine uzanan bir camianın kültürü, birikimi, zekası… Galatasaray cephesi, hem başkanı hem hocasıyla, konunun milli bir dava olduğunu, durumun hassasiyetinin bilindiğini hiç dilinden düşürmedi. Gerekirse fedakarlık yapılacağını da peşin peşin ilan etti. O fedakarlık da yapıldı…

FATİH Terim'in dört maç için Milli Takım'ın başına geçebileceği, ihtiyaç halinde sezon sonuna kadar Federasyon'a danışmanlık yapacağı ve bu milli görev için hiçbir ücret talep etmediği iletildi.

“TERİM Galatasaray'ın hocasıdır, milli görevden kaçmaz ama sizin bordronuz altına da girmez” mesajı verildi.

EĞER niyet Galatasaray'ı zor durumda bırakmak değil de, Milli Takım açısından mucizelere kalmış Dünya Kupası biletini almak olsaydı, Federasyon'un bu karşı teklifi anında kabul etmesi gerekirdi.

ÖNCE kabul edilmediği sızdırıldı; ardından düşüneceğiz denildi; başka hocalarla da görüşüleceği (ki baştan beri doğrusu oydu) evelenip gevelendi.

BAKTILAR Galatasaray ve Terim blöfü görmüyor, durdukları yerden milim kımıldamıyor; istişareye yatıldı. Uzun bir yönetim kurulu toplantısının ardından, Galatasaray ve Terim'in öne sürdüğü şartlar çerçevesinde yola devam etme kararı verildi.

AMA o bile “Terim kabul etti” olarak yazdırıldı.

YAŞANANLARI kısaca özetlersek…

Bu yola çıkanlar, zarın şansına güvenerek Galatasaray'ı mars etmeyi umuyorlardı muhtemelen…

Karşılarında buldukları ise dört hamlede Çoban Matı oldu!