SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Hoşgeldin Beşiktaş

Çok değil, daha 5 gün önce methiyeler düzmüştük Beşiktaş'ın Trabzonspor karşısında oynadığı oyuna. Tromsö karşısında oynanan futbol ise “keşke futbolu icad edenler, süreyi 90 değil de 30 olarak ayarlasaydı” dedirti. Maça iyi başlayan, rakibe top göstermeyen, sahanın her bölgesini giydikleri formalarla ‘kapkara' hale getirip, Almeida'nın ayağından 1 de gol bulan siyah-beyazlılar, sonra eski hastalığına geri döndü. Hani geçen sezon Samet Aybaba'nın yönettiği takımın hastalığına, hani o eskiden Jean Tigana'nın başında olduğu takımın yaşadığı hastalığa, hani o Toshack'ın idare ettiği takımın hastalığına; oyunu kontrol edememe ve skoru koruyamama hastalığına!

Tam 524 gün sonra çıkılan bir Avrupa Kupası maçı, siyah-beyazlı taraftarları ve camiayı heyecanlandırmıştı. Takım da heyecanlanmış olacak ki hızlı başladı ve henüz dakikalar 9'u gösterirken golü de buldu. Hem de ayağını gol atarken çok kullanmayan Portekizli'nin ayağından gelen golle. Bu golden sonra da ataklar yaptı Beşiktaş, tehlikeli olmasa da. 30. dakikadan sonra ise ne olduğunu bilmiyoruz ama Tromsö “Saha da benim, top da” dercesine oyuna ortak olmaya başladı. Tam Beşiktaş'ın üzerine gelmeye başlamıştı ki hakem ilk yarıyı bitirdi. Hem de ilk yarının sonlarında kırmızı kartı hakeden (!) Almeida'yı oyundan atmadan.

Escude'nin hatası

Slaven Bilic de ilk yarının sonlarına doğru ‘geliyorum' diyen Tromsö'yü ciddiye almamış olacak ki ikinci devreye hiç bir müdahele yapmadan başladı. Tromsö de bundan cesaret almış olacak ki daha da istekli geldi Beşiktaş kalesine. Ve ilk yarıda Almeida'yı atmayan hakemle ‘Senagalli Burak Yılmaz' Ciss'in ortaklaşa çalışması ev sahibi ekibe bir penaltı ve beraberinde gol getirdi. Escude'nin hatasının ardından yenilen ikinci golden sonra ise aklıma tek bir düşünce geldi: Keşke Julien Escude, abisinin yolundan gidip tenisçi olsaydı ! Sonradan oyuna giren Oğuzhan, Gökhan Töre ve Eneramo ise sadece oyuna girmek için girdi.

Deplasmanda alınan 2-1'lik mağlubiyet ne kadar avantajlı gözükse de akıllara, siyah-beyazlıların bir başka Norveç takımı Valerenga ile yıllar önce oynadığı maçın ardından bir babanın kaptan Mehmet Özdilek'e haykırışını getirdi. O baba Şifo Mehmet‘e “oğlumu ilk yarı 3-0 olunca yatırdım. Maç 3-3 bitti oğluma sabah ne diyeceğim?” demişti.

Demem o ki; bu Norveç takımlarının sağı solu hiç belli olmaz. İstanbul'da erken gollerle farka gidilmezse iş zora girer. Tabi Beşiktaş, o maça çıkacak kararı CAS'tan alırsa !

Yazarın Diğer Yazıları