Reklamsız Sözcü
12 Ağustos 2013

Salzburg planından farklı bir düşünce yansıttı sahaya Ersun Yanal; hücumda daha kademeli bir tempo. Top alındığında direkt kaleye yönelme planının aksine bu kez hatları oturtup, hücum temposunda vites yükseltmeyi hedefledi. İlk yarının büyük bölümünde de bu düşünce hayata geçip oyunun iki yönünde de hakimiyet alındı. Ama bilhassa hem son 15 dakikada hem de devre boyunca ara ara çok kolay gol pozisyonu buldu Galatasaray. Topa hakimsiniz, ama oyunun kaderini elinizde bulunduruyor olma fikrine sahip değilsiniz. Bu durum 2+2'nin 4'e eşit olmayışı gibi bir şey.2-2-2-4Savunma oyuncularının birbirini tanımadığı doğru. Mehmet Topuz'un önemli hatalar yaptığı gerçek. Fakat oyun şablonuyla ilgili bir sıkıntı var; önce topa sahip olan takım sonra 2-2-2-4 hücum dizilişini gerçekleştiriyor. Son kertede hücumda tempo yükseltmeye girişen Fenerbahçe, topu kaybettiği an Cristian, Emre ve Webo üçlüsü başta olmak üzere ileri uç oyuncularının göbekte yapması gereken ara müdahalelere bel bağlıyor. Yani savunma sorunu geride değil, ileride başlıyor. Burada bu üçlünün de yetersizliği yok, aksine ilk 30 dakikadaki başarılı oyunun mimarı hücum oyuncularının hızlı pres ve kademeyle Galatasaray'ın etkinliğini başlamadan bitirmesiydi. Sorun şu; bu planın 90 dakikaya yayılması en azından sezonun ilk yarısına kadar imkansız. Bu planın işlemediği yerlerde de dikkat ederseniz Mehmet Topal ve Alves'in ekstra performansları devreye giriyor. Tabii tüm bunlar ilk 30 dakika için…Özgüven savaşıKısacası ilk yarım saat Fenerbahçe'nin aşağı yukarı ne oynamak istediğini, geri kalanı ise bunu neden oynayamadığını açıklıyordu. Bir de Sow, Webo, Kuyt ve Emre'nin top hakimiyetini kaybettikçe iyice alan savunmasına gömülmesi ve Alves'in atılmasıyla başarılı fakat mahkum bir savunma takımına dönüştü Fenerbahçe. Bu maç Fenerbahçe açısından son yılların en önemli Galatasaray maçıydı. Son 2-3 yılda yaşananların ve bu seneki teknik direktör artı oyun mantalitesindeki keskin değişimden sonra bütün sezon etkisini hissettirecek bir özgüven ve uyum savaşıydı. Skordan bağımsız, kazanıldı mı? Hayır.