Reklamsız Sözcü

Beşiktaş'ın kağıt üzerinde acil ihtiyaç duyduğu bölge sol bek gibi gözükse de aslında ‘saçsız kral' Fabian Ernst gittikten sonra eksikliğin had safhada hissedildiği bir diğer mevki de ön liberoydu. Siyah-beyazlıların bu bölgedeki iki ismi Necip ile Veli zaman zaman da Oğuzhan özveriyle ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Ancak bu oyuncuların performansları genel anlamda futboldaki en stratejik pozisyon için yeterli değildi. Herhalde Slaven Bilic de bu zaafın farkına varmış olacakki burayı Atiba Hutchinson ile takviye etti.Orta sahanın göbeğinde görev yapan futbolcu Trinidad Tobago asıllı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Kanada'da doğdu. Muhtemelen Ontario'nun sert iklim şartlarında müthiş bir dayanıklılık kazandı. Bu da ona futbol alanında fiziki üstünlüğün yanısıra bir de ekstra direnç verdi. Amerika'nın kuzeyinden, Avrupa'nın kuzeyine geldikten sonra ilk deneyimini yaşadığı Helsinborg macerası onun için yeni bir kıtaya yeni bir futbol ekolüne uyum sağlamak demekti. Bir dönem Galatasaray forması giyen Linderoth ile birlikte top koşturduğu Kopenhag'da ise zirve yaptı. Takımdan ayrıldığı 2010 yılında Danimarka'da yılın futbolcusu seçildi.BU performansı ona bir üst seviye olan Hollanda Ligi'nin köklü kulübü PSV Eindhoven'ın kapılarını açtı. Kırmızı-beyazlı ekipte her zaman şans bulan bir isim oldu. Geçen sezonu 44 resmi maçla bitirdi. İri yapısına rağmen top hakimeyeti yüksek bir oyuncu. Özellikle yaptığı baskıyla rakibi hataya zorluyor. Uzun bacaklarını bir örümcek gibi kullanıp, çok top çalıyor. Tarz olarak unutulmaz Fransız Patrick Vieira'yı anımsatıyor. Bilic çok istediği Atiba'yı “9.5 numara” olarak tanımlamış. Umarım Kanadalı yıldız, Hırvat teknik adamı mahçup etmez ve sonu Mustafa Denizli'nin “10.5 numarası Tabata” gibi olmaz.